|
ALLAH'U TEÂLA'nın İlme verdiği önem...
(Dini ilimler)
De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"
Sûre-i Zûmer- 9
"Kendilerine ilim verilenleri ise derecelerle yüksettsin"Sûre-i
Mücadele-11
Kur'an-ı Kerim Tefsirinde geçmektedir ki :
ALLAH'u Teâlâ Adem AS ı Melaikeye ilim ile üstün kıldı,
eğer ilimden üstün bir şey olsaydı onunla üstün kılardı...
İlim rütbesi , rütbelerin en yükseğidir...
"Fıkhı bilen bir kişi , şeytan üzerine bin âbidden
daha zorludur." Hadis-i Şerif (Tirmizi)
"Peygamberler altınla gümüş miras bırakmazlar, Onlar
ancak "ilmi" miras olarak bıraktılar" Hadis-i
Şerif
(Altın ve gümüş ise karun ve firavun'un bıraktığı mirastır...
şimdi sen istediğini seç )"ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek,
ilim öğrenmek ve onu öğretmek dışında, dünya ve içindeki her
şey lânetlidirler."(İbni Mâce)
İlim ALLAH'u Teâlâ nın en çok sevdiği sıfatıdır. İlim Sıfatı
Peygamberimizin (SAV) Mebde-i Taayyünüdür. Onun için en çok
sevdiği Peygamberini (SAV) "İlim Sıfatı" ile terbiye
etmiştir.
EHLULLAH (k.s.) Tıp okuyan talebeye buyurdular: "Çürümüş
bedenlerin doktorluğunu yapacağına gel haburaya çürümeyecek
Ruhların doktorluğunu yap"... Önem açısından Din
ilminden sonra Tıp ilmi gelmekle beraber, tıp ilmide diğer
ilimler gibi kabir'e kadar geçmektedir... Din ilmi ise böyle
değildir... (ancak bu ordun ve silahların geri kalsın manasında
anlaşılmasın, Efendimiz (SAV) buyurdular "Güç atıcılıktadır"
Osmanlı zamanında üsküdardaki tekkenin altında üretilen çelikten
daha sert bir çelik halen yapılamadı , almanya da fuarlarda
numune olarak gösterilir. İşi böyle anla... Fatih gibi anla
bir tarafında Molla Gürani (Rh), Ak Şemseddin (Rh) diğer tarafında
50 tane mandanın çektiği top ile osmanlı askeri. Bir tarafta
Hadis-i Şerifdeki müjdeye nail olmaya çalışıyor diğer tarafta
hisarı yaparken işçi elbisesiyle taş taşı) Fatih ALLAH'ın
izniyle İstanbul'u feth etti, sen nefsini ne zaman feth edeceksin,
öldükten sonra mı!
"ALLAH'u Teâlâ (Celle
Celalühü) cahilden dost edinmez, dost edinirse onu ilim sahibi
yapar"
İlim talebesi, nefsine uymakla kendine zarar yaparsa da, herkes
onun ilminden faydalanır. Kendini yakarsa da, başkalarının
kurtulmasına sebep olur. Sôfî ise, kendini kurtarmakla uğraşmaktadır.
Başkalarına faydası yoktur. İSLÂMİYET, insanların saadetine
çalışanları, kendini kurtarmaya çalışanlardan, daha üstün
tutmaktadır. (70 bin Evliyanın Serdarı, İmam-ı Rabbani (k.s.)
mkt 48)
-"Amel etmek ve öğretmek maksadıyla ilim talep ederken
ölen bir kimse ile Peygamber arasında cennette sadece peygamberlik
derecesi vardır." (Darimî, İbnus-Sünnî)
-"Bir müslüman bir müslüman kardeşine kendi öğrendiği
bir hadis-i şerifi öğretmekten daha üstün bir şekilde faydalı
olamaz." (Ashâb- Kiram (RA) )
Arapça ilimlere Ya da hafızlığa başlasan Besmele çektikten
sonra vefat etsen, o ilmi ya da o hafızlığı kabirde tamamlattıracaklar
diye rivayet vardır...
Talebe Âlimin önünde ders için oturunca ALLAH'u Teâlâ onun
için Rahmetten 70 kapı açar, anasından doğduğu gibi günahsız
olarak kalkar ve ALLAH'u Teâlâ ona her harf için altmış şehit
sevabı verir, her bir Hadis için ona bir senelik ibadet sevabı
yazar, her harf için ona dünyanın şehirlerinden on misli şehirler
bina eder... Cebrail (AS) Efendimize (SAV) buyurdu ki:
"Bir Âlim ALLAH'u Teâlâ indinde onbin şehitten daha değerlidir."
-"Dini bilen bir âlim, şeytana karşı bin âbidten
daha güçlüdür. Bu dinin direği din bilgisidir." (Tirmizî,
İbni Mâce, Taberî)
İnsanı hayvanlardan üstün kılan özellik ilimdir. İnsan, bu
özelliği sayesinde üstün varlık (insan) olmuştur. Çünkü kuvvet
itibarıyla deve ondan üstündür; cüsse itibarıyla fil ondan
büyüktür; cesaret itibarıyla yırtıcı hayvan ondan ileridir;
yeme itibarıyla sığır, cinsel ilişki itibarıyla da kuş ondan
öndedir.
Abdullah İbni Mes'ûd (Ra) şöyle demiştir: "İlim kalkmadan
onu öğrenmeye çalışın. ALLAH'a yemin ederim, din yolunda şehid
düşenler, kıyâmet gününde âlim olarak diriltilmiş olmayı temenni
ederler. Çünkü, âlimlerin kendilerinden üstün olduklarını
görürler. Kimse âlim olarak doğmaz. İlim, öğrenmek (ve çaba)
ile kazanılır."
İlim kıskançtır, herşeyini verirsen sana bir cüz'ünü verir
... (Herşeyini feda edeceksin ki ilme nail olasın)
"Sabahlayınca ilimden bir konu öğrenmeye çalışmak, yüz
rek'at nafile namazı kılmaktan daha hayırlıdır." (İbni
Mâce)
Peygamber Efendimizi (SAV) Hz Ali (RA) Efendimize vasiyyeti
(Menakıb-ı Cihâr) :
Yâ Alî! iyi bahtlı olanın üç nişanı vardır: Helâl yer, İlm
meclisinde hâzır olur, beş vakit namâzı imâm ile kılar.
Yâ Alî! Bedbaht olanda üç nişanı vardır: Harâm yer, Ulemâdan(Âlimlerden)
uzak olur. Namâzını özürsüz yalnız kılar.
Yâ Alî! Her kim ilmsiz ibâdet ederse, zararı fâidesinden çok
olur. Onun misâli a'mâ (kör) gibi olur ki, bir sahrâya rehbersiz
gider. O
kadar dolaşır ki, kendini dikenlik arasında bulur.
Yâ Alî! Bir kimsenin üzerinden, Ûlemâ meclisinde oturmadan
kırk gün geçse, onun gönlü [kalbi] kararır. Büyük günâh işler.
Zîrâ
ilim gönlü diri tutar. İlimsiz ibâdet olmaz.
Yâ Alî! Mücrim olan kul düâ etse, ALLAHü Teâlâ Celle Celâlühü
onun helâkını istediği şeyde verir ve meleklere emr eder ki,
verin
istediği nesneyi ki, onun helâkı ondadır. Sesini kesin.
"İnsanların en şerlisi Dinini, başkasının dünyası
(nı temin) için harcayandır..." Hadis-i Şerif...
Hz. Ali (RA) şiir diliyle de şunu söylemiştir:
Üstünlük ilim ehli içindir,
Onlar hidayet üzerindedirler ve hidayet arayanlara kılavuzdurlar...
Her insanın değeri ilmi kadardır..
Âlimin değerini bilmeyenler câhillerdir...
Seni diri tutan ilmi öğren câhiller ölü, Âlimler diridirler...
Hz. Ali (RA) şöyle demiştir: "İlim amelden üstündür.
İlim seni korur; malı ise sen korursun. İlim vermekle artar;
mal ise bununla azalır.", "Bir âlim öldüğü zaman,
onun bıraktığı boşluğu ancak kendisi gibi bir âlim doldurabilir."Kur'an-ı
Kerim'i anlamanın ve doğru mana vermenin yolu ise medrese
ilimlerini okumaktır... Efendimiz (SAV) döneminde kurulan
ilk medrese de eğitim görenlere Ashab-ı Suffe ismi verilmişti...
Bu büyükler (RA) cihad olunca cihada gider ya da Efendimiz
(SAV) onları bir yere eğitimci olarak görevli olarak göndermesi
haricinde devamlı ilim tahsiliyle meşgul olurlardı...
İLİM HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER :
"ALLAH kime hayır dilerse dinde fakih kılar."
(Dârimî, Mukaddime: 16, Tirmizi)
"Her kim din ilmini tahsil için yola koyulur ve her
sebebe başvurursa ALLAH Cennete varan yolu onun için kolaylaştırır."
(Müslim, Zikir: 17; Ebû Dâvûd, Salat: 27, Tirmizi)
"Her kim dini ilimleri tahsil için yola koyulursa
dönünceye kadar ALLAH yolunda cihâdda cihâd etmiş gibidir."
(Tirmizî )
"Her kim dini ilim tahsili için yola koyulur ve tüm
sebeplere sarılarak ilim öğrenirse bu yaptığı iş geçmiş günahlarına
keffâret olur."(Dârimî, Mukaddime: 6, Tirmizi)
"İlmi; ALLAH rızasından başka gayelerle öğrenen veya
ilimle ALLAH rızasından başka şeyleri isteyen kişi Cehennem'deki
yerine hemen hazırlansın." (Ebû davud, İlim: 4)
"Bilerek bir işi yapan âlim bir kimseyi aldatmak
binlerce Abidi aldatmaktan şeytana daha zordur."
(İbn Mâce, Mukddime:17)
"Âlimler peygamberlerin varisleridirler. Peygamberler
miras olarak ne dinar ne de dirhem bırakmışlardır; onlar sadece
miras olarak ilim bırakmışlardır. Kim ilimden nasibini alırsa
çok büyük hayırlara kavuşmuş olur."
(Ebû davud, İlim: 17; İbn Mâce, Mukaddime: 27)
"İki özellik bir münafıkta bir araya gelmez: Ahlak
güzelliği ve dini konularda anlayışlılık." (Tirmizî)
İLMİN ANAHTARI EDEP'TİR :
Fıkıh öğren, fıkıh hidayet yollarına ulaştıran ilimdir. Bütün
şiddetlerden koruyan kaledir..
Denildi ki: Tabibe cefa(eziyet) edersen
hastalığına sabret, eğer muallime (hocana) eziyet edersen
cehaletine kanaat et...
(Kimden hocası eziyetlenirse ilmin bereketinden ancak azıcık
menfaatlenir)
İlim taleb eden ilme ancak; ilme ve ehline, hocaya hürmet
ve ta'zim ile ulaşır. Denildi ki:
Ulaşan ancak hürmet ile ulaştı, yüksek mertebelerden düşende
ancak hürmeti terketmekle düştü...
Muallime ta'zim ilme ta'zimdendir. Hz Ali (RA) buyurdu :
"Bana bir harf öğretenin kölesiyim, dilerse beni satar,
dilerse köle yapar."
İhtiyaç duyulan bir harfi sana öğreten dinde babandır. Ulema
dedi ki kim oğlunun âlim olmasını isterse fakihlerden olan
kimsesiz-leri gözetsin, ikram etsin, ta'zim etsin... (Kitapta
geçiyor ki; oğlu âlim olmasa da torunu olur)
Kitaba ta'zim vacib olan ta'zimdendir. Kitaba doğru ayak
uzatmamak. Tefsir kitaplarının üzerine diğer kitapları kitapları
koymamak. Kitabın üzerine başka Bir şey koymamalıdır. Fakihlerden
biri kitab üzerine mürekkeb hokkasını koymuştu. Ona dendi
ki
"Bu hareketinle ilminden bir menfaat bulamazsın"
...
İlim talibi bir meseleyi bin kere dinlemiş olsa bile hürmetle
(hiç duymamış gibi) dinlemesi lazımdır. Denildi ki :
" Bin kere dinledikten sonraki ta'zimi, ilk dinlediğindeki
gibi olmayan kişi ilim ehli değildir..."
İlim talibinin zaruret olmadan hocasına ders anında yakın
olmaması lazımdır. Bir yay miktarı mesafe olması ta'zime daha
yakındır.
İlim talibinin kötü ahlâktan sakınması gerekir. Kötü ahlâklar
manevi köpeklerdir. Köpek bulunan eve Melek girmediği gibi
kötü ahlâk bulunan kalbe de Melek girmez... Oysa ilim Melekler
vasıtasıyla öğrenilir... Efendimiz (SAV): "İçinde köpek
bulunan eve melekler girmez." buyurmuştur. Kalb de meleklerin
ilham getirdikleri bir evdir. Kızgınlık (gazap), haram, şehvet,
kin, kıskançlık, kibir, riya gibi kötü sıfatlar ise, köpekler
gibidirler. Bu sebeple, bu manevî köpeklerin bulunduğu bir
kalbe melekler hayır ve hidayet ilhamlarını getirmezler.
ŞeyhülİSLÂM Burhaneddin (SAV) dedi ki cahillerin cisimleri
kabire girmeden evvel ölüdür...Onun için Kıyamet gününde dirilmek
yoktur.
Yukarıda zikredilen ilimlerden nasibi olmayanın ünvanı profösör
de olsa cahildir. Unutma ki ebu cehil in ismi ebu'l hakem
di, Efendimizi (SAV) kabul etmediği için ismi ebu cehil/cahil
babası oldu... (Öğlen namazının kaç rekat olduğunu bilmeyen
nasıl âlim olabilir?) Hiçkimse kendi kendine Bir şey olmadığı
gibi (Mevlana'nın sözüdür Rh.), bu ilimleri öğrenmekte iyi
bir ehl-i sünnet ALLAH'tan korkan bir hoca olmadan zordur...
İlim öğrenilecek hocaya dikkat etmek lazımdır... Dünyalık
için öğretmeyecek, Sünnet ve edeplere son derece dikkat edecek...
Hadis-i Şeriflerde buyrulan vasıfları üzerinde taşıyacak ..
İlim taleb ederken Haramlardan sakınmayan , Sünneti Seniyyelere
ve edeplere dikkat etmeyen hocalardan son derece sakınmak
gereklidir... Çünkü ALLAH'ın (SAV) haramlarından sakınmayan
insanın fetva verirken sakınacağından emin olunamaz ayrıca
sen ondan Din'i alıyorsun bu da dikkat etmeye daha layıktır...
(İnsan dünyalık Bir şey alırken nasıl titizlikle seçiyorsa
, Ahireti kazanacağı ilmi alacağı hoca hususunda çok daha
titiz olmalıdır... )
İlim öğrenilecek ya da fetva alınacak hoca arandığı zaman
en önemli kıstas yaşantısının Sünneti Seniyyeye ve Hadis-i
Şeriflere uygun olmasıdır...( Sünneti Seniyye terazisi yanlış
tartmaz (fasık her ne kadar gizlemek istesede) eksiği noksanı
hemen ortaya çıkarır...)
Tafsilatlı bilgi için İmam-ı Gazali Hazretlerinin (Rh) "İhyau
Ulumid-din Kitabı" - "İlim Babı" içindeki "dünya
âlimleri" kısmına bakılabilir...
|