| |
ALLAH DOSTLARI NASIL KORKTULAR...
"İnsanlara hesap zamanı yaklaştı. Onlar ise hala gaflet
içinde aldırmıyorlar.Rablerinden kendilerine gelen her yeni
uyarıyı ancak alaya alarak dinliyorlar." Enbiya / 1-2
"O gün yüzleri ateşte evrilip çevrilirken:'Eyvah bize,
keşke ALLAH'a itaat etseydik, Peygambere itaat etseydik' diyeceklerdir."
Ahzâp / 66
"Hidayet ve rahmet o kimselere mahsustur ki, onlar Rablerinden
korkarlar." A'raf / 154
"ALLAH'tan kulları içinde en çok âlimler korkar."
Fâtır / 28
"ALLAH bunlardan razı olmuştur, bunlar da O'ndan hoşnud
olmuşlardır. İşte bu, Rabbinden korkanlara mahsustur."
Beyyine/ 8
" ALLAH katında en ekreminiz, O'ndan en çok korkanınızdır."
Hucurat / 13
" ALLAH'tan korkacak olan öğüdü kabul eder." Â'la
/ 10
"Bugün onların nutukları tutulacağı gündür.İzin de verilmez
ki,özür dileyeler! O gün yalan diyenlerin vay haline!"
Murselât/35-36-37
Resûl-i Ekrem SAV buyuruyor; "ALLAH'u Teâlâ muayyen olan
kıyamet günü için bütün canlıları mahşer yerine topladığı
vakit, yakındakiler olduğu gibi, uzaktakiler de aynı şekilde
duyacakları bir sesle karşılaşırlar. Bu sesde "Ey insanlar,
sizi yarattığımdan bugüne kadar hep sustum da sizi dinledim.
Bugün siz susun ve Beni dinleyin. Bugün size amellerinizin
karşılığı verilecektir. Ey insanlar, Ben sizin aranızda bir
neseb, asalet koydum, sizde kendi aranızda bir neseb tayin
ettiniz. Benim koyduğum nesebi düşürdünüz ve kendi nesebinizi
yücelttiniz. Ben, en keremliniz, en çok muttaki olanınızdır
dedim. Fakat siz buna yaklaşmadınız da, falan zade falan,
dediniz. İşte bugün Ben de sizin koyduğunuz asalet ünvanını
düşürür ve Benim koyduğum asaleti yüceltirim. Müttakiler nerede?"
Hemen bunlar için bir sancak çekilir. Onlar bu bayrağın altına
takılır, yerlerini alır ve hesapsız olarak Cennet'e girerler.
Hadis'i Şerif / Taberani
"Hikmetin başı ALLAH C.C. korkusudur" Hadis'i Şerif
/ Beyhâki
"En akıllınız, ALLAH'tan en çok korkanınız, emir ve
yasaklarına en güzel şekilde riayet edeninizdir." Hadis'i
Şerif
"ALLAH'u Teâlâ buyuruyor; "İzzet ve Celâlim hakkı
için, kulumun lehinde iki emniyet ve aleyhinde iki korkuyu
bir arada toplamam. Dünyada,Benden emin olursa Ahirette onu
korkuturum. Dünyada, Benden korkarsa Kıyamet günü onu emniyette
kılarım." Hadis-i Kûdsi / İbn Hibban, Beyhâki
ALLAH'tan C.C. korkandan herşey korkar. ALLAH'tan C.C. başkasından
korkanı ALLAH'u Teâlâ herşeyden korkutur. Hadis'i Şerif /
İbn Hibban, Ebû'ş- Şeyh
Yüce ALLAH C.C. "Öyle ise siz onlardan değil, Benden
korkun eğer iman etmişlerseniz." Al-i İmran / 175 buyurdu
ve korkuyu emrederek, onu imanın şartından kıldı. Bunun için
zayıf olsa da hiçbir mü'min korkusuz olamaz. Korkunun zafiyeti,
iman ve marifetin zafiyetinden ileri gelir. En üstün derece
de sıdıklar mertebesidir ki, zahir ve batınını (dış ve içini),
ALLAH'tan C.C. gayrisinden kesip bütün mevcudatıyla ALLAH'a
C.C. yönelmektir. Korkuların en büyüklerinden biri de son
nefes korkusudur. Musa A.S. den gelen rivayetde, korkanlar
için başkalarının ortak olamayacağı makamlar vardır. Refîk-ı
Âla'da yani en üstün makamda yalnız onlardır. Çünkü onlar
âlimlerdir. Âlimler ise Peygamberlerin A.S. varisleri olmaları
bakımından Peygamberlerle A.S. beraberdir.
Efendimiz SAV sağ elini yumarak; "İşte bu, ALLAH'u Teâlâ'nın
kitabıdır. Burada kendi adları ve babalarının adları ile Cennetlikleri
yazdı. Bunlarda artık ve eksik olamaz. Sonra sol elini yumarak:
Bu da ALLAH'u Teâlâ'nın, Cehennemlikleri yazdığı kitabıdır.
Onları kendi adları ve babalarının adları ile yazmıştır. Bunlarda
da artık ve eksik düşünülemez. Sizden biriniz şakilerin ameli
gibi amel işler, ta ki bu da sanki onlardan olur; hatta sankisi
yok, o da tamamen onlardandır, denir. Sonra ALLAH'u Teâlâ
velev ki bir devenin birinci defa sağılmasından ikinci defa
sağılmasına kadar geçen zaman olsun, yani kısa bir müddette
olsa, ölümden önce onları bu kötü durumdan kurtarır. Bunun
gibi, şakilerde iyilerin ameli gibi amel ederler, ta ki bunlarda
onlardan sayılır, hatta bunlar tam bunlardandır, denir. Sonra
ALLAH'u Teâlâ, velev ki bir devenin ikinci sağımı arasındaki
zaman kadar olsun, onları ölümden önce bunların arasından
çıkarır. Said, ALLAH'ın C.C. kazası ile saadete ulaşandır.
Şaki de ALLAH'ın C.C. kazası ile şekavete ulaşandır. Amelde
itibar, hatimeyedir." Hadis'i Şerif / Tirmizi
Hz Muhammed SAV Efendimizi, yaratılmadan önce en üstün makama
yükselten, Ebu Cehil'i de yaratmadan ve hiç günah işlemeden
yerindibine batıran kimdir?
ALLAH'u Teâlâ'nın Sıfatından korkma hadisesini açıklamak
için İmam Gazali RA bir misal veriyor ve bu misali Şari'nin
izni olmasa kimsenin açıklamaya cür'et edemeyeceğini bildiriyor.
Haberde varid olduğuna göre, ALLAH'u Teâlâ, Davud'a AS şöyle
vahyetmiştir. "Ey Davud, yırtıcı hayvanlardan korktuğun
gibi Benden de kork" bu misal, her ne kadar bu mananın
sebebini sana anlatmazsa da manadan hasıl olan şeyi anlatır.
Çünkü sebebini anlamak, kaderin sırrını anlamak demektir.
Bu da ancak ehline açıklanır. Bunun özeti şöyledir: Yırtıcı
hayvanlardan korkmak, onun sana karşı olan geçmiş bir cinayetinden
dolayı değil, kendisinde; kuvvet, kudret, kibir, heybet ve
saldırganlık vasfı ile, dilediğine yapabilme imkanlarına sahib
olup, yaptığına aldırış etmemesi bakımındandır. Seni parçalarsa,
zerre kadar keyfine keder gelmez. Şayet salıverirse, seni
acıyıp sana merhamet ettiği için değil, seni beğenmediği ve
senin ölüne veya dirine itibar etmediği içindir. Onun nazarında
senin gibi bin kişi ile bir karınca öldürmek arasında fark
yoktur. Zira yırtıcılıkta bunların önemi yoktur. ALLAH'u Teâlâ'nın
böyle üstün misalleri vardır. Bunu böyle dış görünüşü ile
bilen, dış görüşten daha kuvvetli olan batıni müşahede ile,
ALLAH'u Teâlâ'nın: "Bunlar Cennete aldırış etmem; bunlarda
Cehennem'e, buna da aldırış etmem" buyurduğunun doğruluğunu
anlar. İşte O'nun herşeyden müstağni ve hiçbir şey'e aldırış
etmediğini bilmen, kendisinden korkuyu gerektirdiğini anlamak
için sana yeter. Bu korku, zatı için ALLAH'tan C.C. korkmaktır.
Korkunun en üstün derecesi ALLAH'ın C.C. Cemâl'inden mahrumiyet
korkusudur ki, bu ariflerin korkusudur. Bundan aşağı dereceler;
amiller, zahidler, salihler ve avam halkın korkusudur. Kemâli
marifetle bilmeyip basireti açılmayanlar, vuslatın zevkini
ve ayrılığınelemini (acısını) bilemezler. Hatta bu gibilere,
arif , Cehennem ateşinden değil , müşahedeye engel olan perdeden
korkar, denildiği vakit, buna şaşırır ve bunu boş bir görüş
olarak telakki ederler. Hatta Şeriat onu yasaklamasa, müşahedenin
zevkini inkâra kadar yeltenirdi. Onun bunu dili ile kabul
etmesi, taklit zaruretinden doğar, yoksa bunu içinden tasdik
etmeyebilir. Çünkü onun bildiği, hayvanlarında ortaklaştığı,
mide ve şehvet zevkleri gibi şeylerdir. Ariflerin zevkine
gelince; onu yine arifler anlar, başkaları anlayamaz. Bunu
ehli olmayana açıklamak yasak, ehli ise açıklamaya muhtaç
değildir.
Ahirette ALLAH'a C.C. kavuşmak mutluluğuna ancak dünyada
O'nun sevgisini ve O'nunla ünsiyeti kazanmakla ulaşılacağı
meydandadır. Sevgi ise marifet ile , marifet de ancak devamlı
tefekkürle hasıl olur. Ünsiyette devamlı zikir ile, zikir
ve fikre devam
da dünya sevgisini gönlünden çıkarmakla, dünya sevgisini atmak
da zevk ve şehvetleri terketmekle, bunları terketmek de şehveti
kırmakla, şehveti kırmak da en çok korku ateşi ile mümkündür.
Demek ki korku şehvetleri yakan bir ateştir. Korku nasıl faziletli
olmasın ki, ALLAH'a C.C. yaklaştırıcı en makbul ameller olan
iffet, vera, takva ve mücâhede korku sayesinde temin edilir.
Korkuyu doğuran şey'e baktığımız vakit onun ilim, korkunun
neticesine baktığımız vakitte onun vera ve takva olduğunu
görürüz. Bunun neticeleri o derece açıktır ki; Hamd ALLAH'a
C.C., Salât'u Selâm Hz Muhammed SAV'e olduğu gibi, sonuçta
takvaya bağlıdır.
"Korkunun ümidden daha fazla olması gerekir. Çünkü ümid
tarafı galebe çalınca, kalb bozulur." Zü'n-nûn'i Mısri
"Saadetin alâmeti, şekavetten korkmaktır. Zira 'korku'
kul ile ALLAH C.C. arasında, kul için bir köstektir. Bu köstek
koparsa helâkta olanlarla beraber helâk olur" demiştir.
Yahya bin Muaz'a R.A. "Kıyamet günü insanların en emin
olanı kimdir?" diye soranlara, "Dünyada en çok korkanıdır"
diye cevap vermiştir. Sevdiğini ümid eden, onun kaybolmasından
korkar. Şayet kaybolmasından korkmazsa onu sevmiyor demektir.
"Herhangi bir mü'min ki ALLAH C.C. korkusundan -sivrisineğin
başı kadar da olsa- gözünden bir damla yaş çıkar, sonra sıcaklığı
yüzünedeğerse, ALLAH'u Teâlâ onu Cehennem'e haram kılar."
Hadis'i Şerif / Taberani, Beyhâki
"Oğlum, ALLAH'tan C.C. öyle kork ki, bütün insanların
yaptıkları iyiliklerle huzura çıksan da onları kabul etmez,
san(zannet). ALLAH'a C.C. öyle bir ümidle bağlan ki, bütün
insanların günahları ile O'nun huzuruna çıkacak olsan da hepsini
afvedeceğini düşün." Hz Ali K.V. "Hz Ömer gibilere
yaraşan korku ve ümidin müsavi olmasıdır. Günahkar bir insanın
Kıyamet günü Cehennem'e girecekler arasında bulunmayacağını
sanması, aldanmadır." İmam-ı Gazali RA
Bir meclisde bir delikanlı bol bol kahkahalar savurup dururken,
Hasan-ı Basri RA oraya uğradı ve delikanlıyı çağırdı "Oğlum
sıratı geçtin mi?" buyurdu, delikanlı "hayır"
deyince, "Gideceğin yerin Cennet yada Cehennem olduğunu
biliyormusun?" diye sorunca, delikanlı "Hayır"
dedi. Bunun üzerine Hasan-ı Basri RA "O halde bu kahkaha
nedir?" dedi. Ve delikanlı bundan sonra artık gülmedi.
Hatemm-i Esamm: "Bulunduğun mevkiin şerefine güvenme.
Cennet'ten daha şerefli bir makam olmasın. Adem'in başına
gelenler ortada.
İbadet çokluğuna aldanma, İblis'in başına gelenler belli.
İlminin çokluğuna bel bağlama, Bel'am İsm-i Âzam'ı bilirdi,
akibetini düşün. Slihlerlegörüşüp onlarla düşüp kalkmaya aldanma.
Peygamberimizden SAV üstün zat ve sima olmasın. Akrabaları
dahi ondan yararlanamadı.
Denildi ki ; Süfyani Sevri RA hastalandı. Gayr-ı müslim bir
doktor getirdiler. Doktor:"Bu ciğerlerini korkunun parçaladığı
bir hastadır" dedi.Sonra da nabzını yokladı ve "Böyle
bir adam görmedim" dedi.
Ahmed bin Hanbel diyor:"ALLAH'tan C.C., bana bir korku
kapısını açmasını istedim. ALLAH'u Teâlâ bana öyle bir korku
kapısı açtı ki,
aklımın kaybolacağından korktum. Bunun üzerine: "Ya Rab,
dayanabileceğim kadar bana korku ver." Dedim ve kalbim
sükûn buldu.
Muaz bin Cebel RA diyor ki:"Sırat körüsünü geçinceye
kadar mü'minin huzuru olmaz"
Hasan-ı Basri RA:"Bin yıl yattıktan sonra Cehennem'den
bir adam çıkarılır. Keşke o adam ben olsaydım" söylemiştir.
Bu zatın kırk yıl
gülmediği söylenir. O oturduğu vakit sanki boynu vurulacakmış
gibi, konuştuğu vakit ahireti görmüş ve ondan haber verir
gibi konuşur, sükutettiği vakit, sanki Cehennem gözünün önünden
geçiyormuş gibi olurdu. Böyle son derece üzgün ve korkulu
olmasından dolayı kendisini kınayanlara, "ALLAH'u Teâlâ'nın
benim bütün gizli kusurlarımı bildiği halde, bir defa bana
kızıp 'seni afvetmiyorum' demesinden beni ne emin kılabilir
ki, ben de mahzun olmayayım ve korkmayayım?" demiştir.
İbnü's Semmâk anlatıyor:"Bir gün bir meclisde vaaz ediyordum.
Cemaatten bir genç kalkarak:'Bugün bize öyle bir vaaz ettin
ki artık
başkalarını dinlemeye ihtiyacımız kalmadı' dedi." İbnü's
Semmâk diyor ki :"ALLAH C.C. sana Rahmet etsin, ne dedim?"
diye sordum. Genç "İki ebedilik; biri Cennet'te diğeri
Cehennem'de ebedi kalmak korkusu, korkanların yüreğini parçaladı,
sözüdür, dedi ve ortadan kayboldu.Onu, diğer sohbetlerimde
de aradım bulamadım. Soruşturdum; hasta olduğunu ve ziyaretine
gidildiğini söylediler. Ben de ziyaretine gittim ve kendisine:
Bu halin nedir? Diye sordum", "İşte senin sözün
beni bu hale düşürdü ve sonra da öldü. ALLAH C.C. Rahmet etsin.
Kendisinirüyamda gördüm ve ona: ALLAH C.C. sana ne muamele
etti? Diye sordum. O, ALLAH C.C. beni o söz sebebiyle afvetti
ve Cennete koydu. Dedi"
Dilimizle "ALLAH'ım C.C. bizi afvet, bize merhamet et"
demekle yetinir ve O'na güveniriz. Halbuki 'O' C.C.: "İnsan
için ancak çalışması vardır." Buyurdu. Necm / 39 - Başka
bir Ayet-i Kerime'de "Keremi bol Rabbine karşı seni aldatan
ne?" Buyurulmuştur.
Korkanların hikayelerini anlatmak hususunda bu kadarla yetinelim.
Çünkü bunların azı dahi, kabiliyetli kalb ile karşılaşırsa
yetişir. Fakat gafil olursa -ne kadar çok olsa da- gafil kalbe
tesir etmez.
Eğer sen basiret nuru ile içini yoklarsan, onun çeşitli yırtıcı
hayvan ve haşereler ile dolu olduğunu görürsün. Bunlar, gadab,
şehvet, kin, hased, kibir, ucub, riya, ve benzeri hastalıklardır.
Bunlar durmadan sana saldırırlar. Bir an gafil olursan seni
parçalarlar. Ne yazık ki, senin gözlerin bunları görmez. Perde
aradan kalkıp mezara konduğun vakit, onları manalarına uygun
olarak suret ve şekilleri ile görürsün sana açıklanır. Ölmeden
evvel onları öldürmek istersen ve buna gücün yeterse, hemen
onu yap. Bunu yapmazsan, bedenini ve kalbini ısırmalarına
kendini hazırla vesselâm. İmam-ı Gazali (R.A.) (Ruhuna Fatiha)
|